Daktilo80 yorum var - 01 Nisan 2008 16:16İnsanlar soykırımdan bahsediyorlar. Nedir bu soykırım? Sistemli şekilde bir ırkı ortadan kaldırma çabası. Oysa bu soykırıma uyan tarif hepimizin genlerinde zaten var. Hepimiz kalıtsal özellikle zayıf olanları kendimizden, çevremizden uzaklaştırıyor ve onları geliştirmeyip, kaybolmalarına neden oluyoruz. Aynı olay antropolojik bir olgu olarak oluşuyorsa suç ama kalıtsal ya da genetik bilime dayalı bir olguyla oluşuyorsa sadece doğal deniliyor. Almanlar yahudileri yok etmeye kalkışırken, sistemli bir şekilde çalıştıkları için soykırımcı bir millet olurken, dünyanın tamamı dünyadaki "kime göre neye göre belli olmadığı halde" eksik olduğu düşünülen insanların soyunu kuruturken suçlu olmuyor. Bu neye benziyor biliyor musunuz? Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi´nin 5 daimi üyesi olan ABD, Britanya, Fransa, Rusya ve Çin'in dünya konvansiyonel silah ihracatının %88´ini elinde tutmasına. Ana kitle aslında istediğini yapıyor ve biz buna inanarak yaşıyoruz. Hoş, inanmasakta pek mühim değil .Çünkü baskın ırk kendini kabul ettiriyor. Geçtiğimiz aylarda bir erkek dergisinde okumuştum. Bir kadın yüzü vardı. Hemen yanında da aynı fotoğrafın photoshopla daha düzgünleştirilmiş! hali... Farklı fotoğraflar arasında aynı kadına ait iki fotoğraf bir topluluktaki erkeklere gösteriliyordu. Erkeklerin neredeyse tamamına yakını aynı kadının photoshopla orantılaştırılmış fotoğrafını beğenmişlerdi. Buna benzer bir olayı da bir dizide seyretmiştim. Dizideki kurguya göre, dizinin estetisyen doktorları bir gorilin yüzündeki yarayı ameliyat edeceklerdi. Bunun nedeni ise, dişi gorilin erkek gorili bu yüzündeki yarayla kabul etmeyeceğiydi. Çünkü dişi goril sadece fiziksel anlamda sorunsuz bir erkek gorille birlikte oluyormuş. Goril ameliyat ediliyor, dişi gorilin kafesine konuluyordu. Ertesi gün dişi gorilin erkek gorili öldürdüğü haberi geliyor. Görüyorsunuz hayvanlar gayet dürüst. Hiç çekinmeden hamlelerini yapıyorlar. Bazen hayvanları kıskanıyor, onların yerinde olmak istiyorum. Biz yani bu insanlık dürüst değiliz ve sıçrama tahtası olarak birbirimiz kullanıp duruyoruz. Ben aranızda en dolgun kalçalara, en düzgün yüz hattına, en güzel saçlara sahip kişiyi arzuluyorum. Sırf ne için? Eğer cevabınız "güzele bakmak sevaptır." ise büyük bir yanılgıdasınızdır. Sırf bir sonraki nesle aynı kalçaları, benim kusursuz! omurgamla taşımak için. Yazıyı fazla uzun tutmak istemiyorum. Neden biliyor musunuz? Genelde insanlar uzun yazıları okumuyorlarmış. Sanırım Doğal seleksiyon beni de eline geçirdi. Yazımı hayatta tutmak uğruna yaptığıma bakın! Konuyla ilgili daha detaylı bilgi için (bkz: sosyal darwinizm) bu raslantı tabiki ama benim yazımın devamı gibi olmuş .. güzel olmuş kardeşim.. sen istediğin kadar uzun yaz ... takılma buna okumaya kıçı olan okur .. okumayanda .. okumasın dimi.. çokta önemliydi sanki...devamını bekliyoruz berenicesosyomatcom 30 Nisan 2008 01:45arz talep dengesini, talep edene göre ayarlayanlar yüzünden, dünya her zaman, her koşulda geriye doğru gidiyor. medya sektöründen, eğitime, siyasetten, ekonomiye hep talep edene oynanıyor. elbette amaç prestij ve güç. ikimizin yazısı da uyarı gibi fakat kırılması gereken zincirler çok kalın. fortinbras 30 Nisan 2008 13:12peki neden bazıları "her kör satıcının kör bir alıcısı vardır" sözünü hiç düşünmüyor jonasclean 02 Mayıs 2008 00:45jonas yapma kardeşim, şimdi sen gidip gözleri kör, topal, üstüne üstlük kambur bir kadınla evlenir misin? sen onu seçmezsin. neden? kendi soyunu en iyiye götürmek istersin. popülasyonunu bu şekilde ayıklamak doğal bir güdüdür. Aslında normal olanı, ya da hiç olmazsa insana uygun olanı fiziksel özellikleri hiçe sayarak birleşimdir. Bunu öğretecek güçte bir öğreti yoktur. Bunu insan kendi kavramalı. Şu an dünyada böyle bir seçilim var. Milyarlarca canlı bu şekilde hayatına devam ediyor. Bu işler özlü sözlerle yürümez. http://www.evrim-teorisi.org//index.php?option=com_content&task=view&id=20&Itemid=37 fortinbras 02 Mayıs 2008 01:17yahu sakat bir insanın sakat bir insanla evlenmesi nasıl doğal olmuyor? özlü sözlerle yürümez anlayışı ve inancı nasıl oluyor da bilimsel oluyor hala hayatta eksiklikler ve daha bi çok bakış açıları varken ve bu böyle devam edebiliyorken bu müdahele nasıl oluyor da doğal olabiliyor? yani bir hastalık çıkıyor onun ilacı çıkıyor jonasclean 02 Mayıs 2008 01:25ben senin neden böyle karşı çıktığını biliyorum. işine gelmiyor. bu koşul evrim süreciyle alakalı ve kafadan karşısın bu konuya. tanım gayet açık; Doğal seçilim, üreyen bir canlı nüfusunda, canlıya yarar sağlayan ırsi özelliklerin nüfusta görülme sıklığının sonraki nesillerde arttığı, canlıya zarar veren ırsı özelliklerin nüfusta görülme sıklığının ise sonraki nesillerde giderek azaldığı bir süreç olarak tanımlanmaktadır. bak adamlar deney yapıyorlar; bakteri dolu bir ortama antibiyotik aşılıyorlar. bakterilerin çoğu ölüyor ama biraz daha dayanıklı olanlar kalıyorlar. yeni nesil son kalan bakterilerden oluşuyor. Bu, antibiyotikli ortama uyum sağlayamayan bakterilerin ayıklandığı bir doğal seçilim oluyor. sakat bir insanın sakat bir insanla evlenmesi gayet doğaldır. sakat bir insanın sakat olmayan bir insanla da evlenmesi gayet doğaldır. fakat seçim yapılırken büyük oranda sakat olmayan insanlar sakat insanları tercih etmiyorlar. bu da bir şekilde ayıklama oluyor. bu doğal bir ayıklamadır. bu evrim sürecinin birkaç aşamasından sadece biri. fortinbras 02 Mayıs 2008 11:19fortin evrime ben niye karşı olayım benim inancımla bir çelişmesi yok ki olayı kişiselleştireceğine bi hayata bak ee ee doğal seçilim ya da ismi çok şıkça konulmuş ama zaten var olan şeyler ne değiştiriyor da benim inancımla çelişsin yok di mi anlatıyoruz anlatıyoruz bi idrak oluşmadı? Allahı idrak Onun idrak edilemeyeceğini idraktir 1400 yıl önce söylenmiş bak bu söz ve başka bir söz evrenin en anlaşılamaz yönü anlaşılabilir olmasıdır gören çok iyi görüyor bak einstein ne demiş hatta ısca nevton'un adını yazamıyacağım şimdi prinsipliyamı neydi o kitabın başlangıcında tanrıya övgü maksadıyla yazılmıştır diyor bu kitap acaba anlatabiliyor muyum neyse anlatabildim sanıyorum maksadımı jonasclean 02 Mayıs 2008 19:27doğal seleksiyon başlı başına evrimi oluşturmaz. evrimin gelişim zincirindeki halkalardan biridir. 1-Üreme hücrelerinde mutasyon bu halkanın bütün parçaları bir araya geldikleri zaman evrim süreci işlemeye başlar. doğal seleksiyonu tek başına evrilmenin nedeni gibi vurgulayamayız. insan unsuru bu seleksiyon kısmına uymayabilir. teknoloji, kültür-sanat vs...vs.. geliştikçe düşünce yapısı da değişeceği için, bugün kamburlara bakış açımız bundan bin yıl önceye göre farklı olacaktır. bunun nedenini yine bu bilim adamları bulmuştur. düşünen ve tekrar düşünebilen hayvan. tekrar düşündüğü üstünde yorum yapabilen. " canlının özelliği budur. evrime karşı olmadığını yazmışsın. ortak ata demişsin. bunu biraz açıklar mısın? maymun ve insan ortak bir atadan mı gelmiş? ortak ata kim? farklı bir yaratık mı? insandan önce mi yaratılmış? yer çekimi bir kanun. doğal seçilim bir teorinin parçalarından biri. kesin deği, gözlemlenebilen bazı deneyler var fakat bazı koşulalrda sağlanmayabileceği için teoride kalıyor. fakat ikisinin doğal bir durum olup olmaması konusunda çelişkilerim var. üstün ırk çabası, çoğu yerde siyasallaştırıldı ve faşizan bir hareket olarak karşımıza çıktı. oysa temellerinde (bu konuyu iyi bilirim) siyasetten, dinden ve ırkçılıktan uzak ,özünde bireysel, çevreye bilinçsiz uyum sağlama yönlü bir düşüncedir. takdir edersin ki, çarpıtılmaya müsait bir konu. şu şeylere ad koyma konusunda hemfikiriz. bu adlar neye göre konuyor? gerçekte ifade ediliş biçimleri, kullanılış yerleri bu kadar göreceliyken , ilk ifade eden kişiye göre, ondan sonra gelenlerin mecburen kabullendikleri çok fazla kavram var. bunlara , dinde, tarihte sık sık rastlayabiliriz. son olarak; dinlerin de sürekli bir evrilme hareketlerinin olduğunu ve birgün inandığın ya da inanmmızı arzu ettiğin dinin de değişeceğini bilmeni isterim. bu bilinen insanlık tarihi boyunca sapmamıştır. zannediyor musun ki; kitabına ilk defa " bu son kitaptır. bundan sonra başka din gelmeyecek" ibaresini ilk kullanan dinin senin ki olduğunu? fortinbras 03 Mayıs 2008 02:24işi gevşetmediğin sürece çok uzun güzelce sürecek bu blog:) **insan unsuru bu seleksiyon kısmına uymayabilir. teknoloji, kültür-sanat vs...vs.. geliştikçe düşünce yapısı da değişeceği için, bugün kamburlara bakış açımız bundan bin yıl önceye göre farklı olacaktır. bunun nedenini yine bu bilim adamları bulmuştur. düşünen ve tekrar düşünebilen hayvan. tekrar düşündüğü üstünde yorum yapabilen. " canlının özelliği budur.** 1-evet insan buna uymuyor hiç bir şeye de uymayacak kıyamete kadar da bu böyle gidecek. **evrime karşı olmadığını yazmışsın. ortak ata demişsin. bunu biraz açıklar mısın? maymun ve insan ortak bir atadan mı gelmiş? ortak ata kim? farklı bir yaratık mı? insandan önce mi yaratılmış?** 2- "insanı mükemmel surette yarattık ve sonra onu aşağılara indirdik"mealinde ayetler işaret ediyor ki insanın çok çok öncesi hatta yaratılışından bahsedilirken en mükemmel suretteymişiz(bak gelişmiş demiyorum dikkat) **şu şeylere ad koyma konusunda hemfikiriz. bu adlar neye göre konuyor? gerçekte ifade ediliş biçimleri, kullanılış yerleri bu kadar göreceliyken , ilk ifade eden kişiye göre, ondan sonra gelenlerin mecburen kabullendikleri çok fazla kavram var. bunlara , dinde, tarihte sık sık rastlayabiliriz.** 3- şimdi burda hani şeydiyorsun ya aslında o şey dediğin şey de şey değil öyle değil mi?peki nedir sorusuna hiç girmeden ben daha dumur bir noktaya gelicem hani evrime göre insan şeylere baktı ve ses çıkardıya mesela suyu gördü gu dedi sonra bu zamanla evet ayete bakalım "Allah ademi yarattı ve ona isimleri öğretti" :) **son olarak; dinlerin de sürekli bir evrilme hareketlerinin olduğunu ve birgün inandığın ya da inanmmızı arzu ettiğin dinin de değişeceğini bilmeni isterim. bu bilinen insanlık tarihi boyunca sapmamıştır.** 4- ben diyorum ki dinler gelişmiyor zamana göre iniyor ve en son inen kuranda gelişmeyecek ancak onu insanlar geliştikçe anlayacaklar Allah en doğrusunu bilir jonasclean 03 Mayıs 2008 03:41gevşetmem ben. sen kendine bak :) bence; insan(zaten hepsinin farkında) -> ?( unidentified flying objects) bunu neden yazdım? senin kafanın hemen arkasında bir kitap var. sizin gibiler hayatı o'na göre şekillendiriyor. buradan aslında göreli karar verenin insan olmadığını anlıyoruz. şu birinci kısımda anlattığın şeyleri sen değil de inancın planlıyor. aslında ben seninle değil de inancınla konuşuyorum. bu yolu sen çizmedin. o kitap çizdi. senin için kuran-ı kerim bir araç olabilir. ama unutma ki; kuran-ı kerim için de sen bir araçsın. bu gerçeği bilerek üstüne bir de İnsanın gelişimi için bir dinler vardır bir de teknik bilim. vardır diyorsun. bu tek yönlü ve kapalı bakış açısı durumu izah etmemizi zorlaştırır. din sana bir coğrafya oluşturuyor ve sen o coğrafya içindeki kader temelli yolları kullanıyorsun. bu zihniyet doğal olarak kapalı konumda oluyor. "belli görevler verilmiş bir robottantan tek farkın, görevlerin ne anlama geldiğini bilmek." **peki bu insanın sonunu getiren ama insan gelişimi olarak görülen gelişim evrim neye sebep oldu? bundan binlerce yıl önce insanın ortalama ömrü 40- 45 idi. şimdi gelişmiş ülkelerde 75- 80. geçen gün haberlere çıkan bir türk bilim adamı; "gen tedavisini kendi gözlerime ve çeşitli yerlerime uyguladım. kendimi şimdi çok daha iyi ve sağlıklı hissediyorum. önümüzdeki yıllarda insanın ortalama ömrü 120lere kadar çıkacaktır." diyor. evrimin sebep olduğu şeylerden kendimizi sorumlu tutacağız ama bu bir sonu getirecek diye birşey yok. sadece algılananlar değişecek ve gelişim devam edecek. ama geçmişin kurallarına bağlı kalanlar için bu geçiş biraz sancılı olabilir ) 2- buradan "insan cennetteyken en gelişmiş halindeydi. yani belkide bizim gelecekteki en son olacağımız kişi gibiydi Adem." ama dünyaya gönderirken Adem i gerilettirdiler. var olan değerleri, düşüncesi vs..vs.. elinden alındı. o noktadan itibaren kendi gerçeğiniaramaya başladı. ve ortamı anlasın diye ona kılavuz gönderildi. **bu iki yönlü ilerleme kuranın her derecedeki insana indirilmesinden kaynaklanıyor bu senin doğrun olmakla birlikte, herkese uygun olmadığı gayet ortada. bu dünyadaki inanmayanların hepsi inkarcı olsa bile bunca senedir mutlaka inanılırdı. "aklın yolu birdir" sen demiştin sanırım. **çünkü insan hem kendi yaşantısında değişiyor hem de tüm olarak insanlık anlamında değişiyor yani zaman olarak. bu öncelikle doğruluğu ve yanlışlığı belli olmayan bir bilgidir. ikinci olarak bir işimize yaramıyor. ne yapalım şimdi Adem cennetten kovulduysa? bu hikayeler bize ne katıyor? bunları öğreneceğimize dünya tarihi kitabını öğrenmek ve öğretmek daha faydalı olmaz mı insanlığa? insan ırkı aramaya inanıyor ve geçmiş kararların üstünde durarak bu yolda ilerlenemez. 3 şey konusu ilginç bir konu. üzerine sayfalarca yazı yazılabilir. anlatması da anlaması da kolay ama istediğin yere çekilebiliyor. mesela; ingiltere bandıralı bir gemi madagaskar sahillerinden geçiyor ve madagaskarlı olupta hiç gemi görmemiş insanlar buna ilk bakışta anlam veremiyorlar. sonra kendi sandallarına benziyor ama büyüğü diye bir filtreleme yapıyorlar. diyelim ki; sandallarının adı hukuka olsun. onlar da buna bir isim koyarken büyük hukuka diyorlar. ama ingilizler buna ad olarak ship demişlerdi bile. yani adlar sadece o adı veren iklimin karakteristiğinin sembolü. yoksa insanın bilinci var, zekası var, yorum kabiliyeti var. tanımlamakta üstüne yok. zaten sende bunu anlatmaya çalışıyorsun. özde her şeyin tanımına tümevarımla ulaşabiliyoruz. **bunun evrimsel boyutunu düşün evrimsel boyutta, isimler insanlar tarafından konuldu tanımlar belliydi.) gerçi bu tanımlar da izafi bir durum teşkil ediyor. bu yüzden tanımların kendisi de insan merkezde olduğu sürece değişiklikler gösterebilir. evrime uygun :) 4- ** zamana göre iniyor ve en son inen kuranda gelişmeyecek ancak onu insanlar geliştikçe anlayacaklar. ama bir önceki dine göre nasıl bir değişiklik geçirdiğini tam anlamak çok fazla delile bağlı. bu bir seçim ve gerçekten anlayacakları zaman ne karar vereceklerini bilmiyorum. buna inanman senin içindeki umut kıvılcımlarından kaynaklanıyor olabilir. hayata karşı böyle büyük umutlar beslemek sakıncalı olabilir. sürekli geçmiş hakkında kaynağı tam olarak belli olmayan hikayelere inanmak, geleceğin de bu hikayeler doğrultusunda devam edeceğini düşünmek, bana çok kötü bir yaşam biçimi gibi geliyor. bu bugünden kaçıştır. fortinbras 04 Mayıs 2008 13:08fortincim büyü de gel canım:) jonasclean 07 Mayıs 2008 15:05jonasclean büyüdüm ve geldim :) birkaç cevap öncesinde kör satıcıdan bahsetmişsin. aklıma şimdi okuyunca kör saatçi geldi. şöyle bir konu var. mutasyon, birikimli seçilim gibi mekanizmalarla çalışan evrimin önceden planlanamayan bir süreç olduğuna dikkat çekerek bu saatçinin ileriyi göremeyeceği ve planlıyamayacağı için kör olması gerektiğini savunarak kitabına Kör Saatçi adını verir. Ve bunu da yaptığı bir programla açıklamaya çalışır ki kendisi yazıldığı gibi bir bilgisayar programcısıdır, bu program kendiliğinden biyomorph adı verilen şekiller oluşturan bir programdır, doğada binlerce gen kullanan canlılara karşın bu programda oluşan şekillerin kullandığı gen sayısını 9 la kısıtlar, her oluşan yeni biyomorfla bir önceki biyomorf arasında sadece +1 veya -1 gen farkı vardır, Dawkins bilgisayarda tesadüfi olarak oluşan şekilleri incelerken ortaya çıkan bir şekli gözden kaçırır ve yeniden aynı şekle ulaşmak ister ama bunu bir türlü başaramaz. Programı kendim yazdığım halde, nasıl çalıştığını bildiğim halde ben aynı şekle bir daha ulaşamıyorum diyerek, doğadaki gelişmelerin de böyle olduğunu bir sonraki adımın nasıl olacağının, evrimin ne yöne gideceğinin önceden asla kestirilemeyeceğini söylüyor. Dawkins bize doğadaki tüm her şeyin bir anda ve önceden tasarlanmış bir şekilde ortaya çıktığı, gelişime kapalı, durağan * bir modelin tersine her şeyin kerte kerte, adım adım, basit den karmaşığa doğru ilerlediği, sürekli gelişen, hareketli * bir gelişme modeli sunuyor. Ona göre insanın evrimi tahayyül edememesinin en büyük nedeni beynimizin küçük niceliklerle çalışmak üzerine evrimleşmesi ve için işin içine milyonlarca yıllık süreçler girince affallayıp kalmasıdır. alıntı: vikipedi benim kafamın arkasında kitap yok. benim kafamın arkasında benim istediğim kitap olur. seninkinde bir tane var ve bu yüzden kendi kendine sıkışıp kalıyorsun. yaratıcı her şeyi yaratmış olabilir fakat her şey içinde seçim hakkını ya insana bırakmıştır ya da tanrı yoktur biz de kafamıza göre seçilip duruyoruz. eğer bu yaratıcının yarattığı her şey içinde yaratıcı bize müdahale ediyor olsaydı, burada olmamızın anlamı olmazdı. yani bu oyun zevk vermezdi. tıpkı geçemediğin bir bölüm yüzünden, o bölüme ait bir şifre girmek gibi ) jonas bir seçim yapmışsın ve bunun yükümlülüklerini yerine getiriyorsun. bu yükümlülükler beni bağlamıyor. ister sen yarat ister yaratıcı isterse ben fark etmez. ben kabul etmiyorum. bu yüzden inandığın şey senin kafanın arkasındakidir. benim kafamın arkasındakiler beni bağlar ve duruma göre değiştirirm. yanlış olduğunu bile bile inanmak, hele ki doğuştan itibaren inanmak safça bir kaçıştır. kendi yapabileceklerinin kaçıştır. gücünden, erdemlerinden kaçıştır. birincisi seni karşıt olarak görmüyorum. kuran ın yanlış olduğunu düşünüyorum. sen ona inanıyorsan bu sana karşı olduğumu göstermez benim açımdan. hayüzde yüz karşı mıyım kuran a? hayır. her zaman açık kapı bırakırıım. hele ki böyle doğruluğu veya yanlışlığı kesin bilgiler içeremeyecek bir konuysa tamamen septik tavırlar takınırım ki bu da gayet normaldir. kapatmadan bir iki sorayım; kuran ı kerim ne zaman yanlış olur? mesela içinde bahsedilen bir şey gerçekte olmasa ya da bu şey çok daha öncelerii bir çok kereler başka başka inanışlarda kullanılmış olsa ve kuran a buradan geçse kuran ı kerim yanlış olur mu? mesela diyelim kuran da gökhan diye birinden bahsediyor. ve bu gökhanın belli başlı 50 tane özelliği var. ama dünyanın farklı farklı bölgelerinde de aynı özelliklere sahip farklı farklı isimlere sahip kişiler var. ve bu kişiler kuran ın yazıldığı tarihten önce yaşamış olsa? ""2- "insanı mükemmel surette yarattık ve sonra onu aşağılara indirdik"mealinde ayetler işaret ediyor ki insanın çok çok öncesi hatta yaratılışından bahsedilirken en mükemmel suretteymişiz(bak gelişmiş demiyorum dikkat) burada sözünü ettiğin ayetlerin numarasını ve sureleri verir misin? bakayım öncesinde sonrasında ne yazılmış? öyle ortadan kopartıp getirme :) fortinbras 08 Haziran 2008 20:12okudukça devam edicem çok uzun olucak sanıyorum onun için gönderiyorum yazacağım yerler geldikçe 1.HATA : "evrimin ne yöne gideceğinin önceden asla kestirilemeyeceğini söylüyor." jonasclean 09 Haziran 2008 20:472 HATA : "Ona göre insanın evrimi tahayyül edememesinin en büyük nedeni beynimizin küçük niceliklerle çalışmak üzerine evrimleşmesi " NEDEN : ÇÜNKÜ YAVRUM BAK BU DA BİR BAŞKA BÜYÜK İRADE VE TASARIM DEMEK Kİ BİLMEDİĞİN BİR NEDEN VAR VE BUNUN BÖYLE OLMASINA SEBEP OLAN ŞEY O ! ÇÜNKÜ EĞER YOKSA HAYATI ANLAYABİLECEĞİN GÖREBİLECEĞİN YAŞAYABİLECEĞİN BİR DÜZENDE OLAMAZ SADECE BİR MADDE YIĞINI VE DAĞINIK PARÇALAR!!! BAK ŞİMDİ KOCA ÇOCUK BAŞA DÖNÜYORUM VE DİYORUM Kİ ANLADIN MI DEDİĞİMİ DAHA BİR DIŞARDAN BAKARAK NEYE İNANIYORSAN O ŞEYİN ÖNCE BİR VAR OLMUŞ OLMASI VE O VAR OLANDA SONRADAN BÜTÜN GEÇİRECEĞİ EVRELERİN BİLGİSİNİN MEVCUT OLMASI GEREKİR ÇÜNKÜ AĞACA SONRASINDA NE OLURSA OLSUN TOHUMDA O BİLGİ KAYITLI DEĞİLSE AĞAÇTA YOK TOHUMDA YOK!!!! PEKİ İŞTE O BİLGİ EVRİMLE İLGİLİ DEĞİLSE ( ÇÜNKÜ ZATEN O BİLGİ EVRİMİ YAPAN ŞEY) VE O TOHUMUN BÜYÜMESİ İÇİNDE BİR DÜZEN VARSA (YANİ BİLİNÇ) TESADÜF DEĞİLSE BİL BAKALIM BU BİLGİ NEDİR KİMİ HABER VERİR!! jonasclean 09 Haziran 2008 21:063. HATA : "yaratıcı her şeyi yaratmış olabilir fakat her şey içinde seçim hakkını ya insana bırakmıştır ya da tanrı yoktur" NEDEN : SEN NERDEN BİLİYORSUN BİLİMSEL ARKADAŞIM BU İKİSİNİ BECEREBİLECEK GÜÇTE OLMAYAN BİR TANRI OLDUĞUNU SEN HAYALİNDEKİ TANRI MI ZANNEDİYORSUN YARATANI lan bir filmde bile oyuncular oyunlarını oynarken gerçek hayatlarının farkındalar SEN NEDEN BAHSEDİYORSUN ? jonasclean 09 Haziran 2008 21:10"jonas bir seçim yapmışsın ve bunun yükümlülüklerini yerine getiriyorsun. bu yükümlülükler beni bağlamıyor. ister sen yarat ister yaratıcı isterse ben fark etmez. ben kabul etmiyorum. " he şöle açık konuş olay bu bana ayak yapma samimi ol:) jonasclean 09 Haziran 2008 21:12"gücünden, erdemlerinden kaçıştır." Sana bunlardan da kaçmanı öneriyorum fortin bak ben sana herşeyden arınmanı ama inkar etmemeni söylüyorum arada kalmamanı söylüyorum madem bu arada kalma olayı böyle devam ediyor o zaman diyorum ki ya iman edeceksin adam gibi ya da herşeyden arınıp ne olduğunu göreceksin ama zannetmiyorum sen varlığa o kadar aşık değilsin zannediyorum sen öyle takılmak istiyorsun... jonasclean 09 Haziran 2008 21:18""kapatmadan bir iki sorayım; kuran ı kerim ne zaman yanlış olur? mesela içinde bahsedilen bir şey gerçekte olmasa ya da bu şey çok daha öncelerii bir çok kereler başka başka inanışlarda kullanılmış olsa ve kuran a buradan geçse kuran ı kerim yanlış olur mu? mesela diyelim kuran da gökhan diye birinden bahsediyor. ve bu gökhanın belli başlı 50 tane özelliği var. ama dünyanın farklı farklı bölgelerinde de aynı özelliklere sahip farklı farklı isimlere sahip kişiler var. ve bu kişiler kuran ın yazıldığı tarihten önce yaşamış olsa?"" Bak hala esra ceyhan dedikodu programlarında aklın:) Bak bu alttaki 1.formül seni ifade ediyor 2 = ? Bu saf müslümanı 2 = ? Bu da benim gibi olanları 2 x 2 = 1 :) jonasclean 09 Haziran 2008 21:29bu arada lazım olur diye bir not düşeyim açık açık hayatına Allah bildiğin Allah jonasclean 09 Haziran 2008 21:55"1.HATA : "evrimin ne yöne gideceğinin önceden asla kestirilemeyeceğini söylüyor." iyi de dostum bunlar bilimsel tipler. yani pek çoğu dışarıdan bir güçle yönetildiğimize inanmaz. burayı iki taraf da ispat edemez. ama bana sorsan "insanın yaptığı deneylere mi yoksa kökenine şahitlik etmediğin iddialara mı inanırsın? diye insana veririm oyumu. "3. HATA : "yaratıcı her şeyi yaratmış olabilir fakat her şey içinde seçim hakkını ya insana bırakmıştır ya da tanrı yoktur" NEDEN : SEN NERDEN BİLİYORSUN BİLİMSEL ARKADAŞIM BU İKİSİNİ BECEREBİLECEK GÜÇTE OLMAYAN BİR TANRI OLDUĞUNU SEN HAYALİNDEKİ TANRI MI ZANNEDİYORSUN YARATANI" yaratıcı her şeyi yaratıyor. insanı da yaratıyor. ama bir şey seçerken bana müdahale ediyorsa aslında ben seçim yapmıyorumdur. yanılmıyorsam kuran da da buna benzer birkaç ayet vardı. ondan habersiz/izinsiz yaprak düşmez gibi... iyi ya da kötü bir hareket/seçim yapacağız ama ondan önce yaratıcının filtresinden geçecek. zaten burada da diyor ki; yaratıcı iki şekilde olmalı; ya her şeyi yaratıp seçim hakkını bırakır ya da tanrı hiç yoktur. eğer yaratıp seçim hakkımıza müdahale ediyorsa insan yoktur. irade burada önemli değil mi? fortinbras 21 Haziran 2008 17:54"jonas bir seçim yapmışsın ve bunun yükümlülüklerini yerine getiriyorsun. bu yükümlülükler beni bağlamıyor. ister sen yarat ister yaratıcı isterse ben fark etmez. ben kabul etmiyorum. " he şöle açık konuş olay bu bana ayak yapma samimi ol:) ne olduğumuzu bilelim diyalektiğe bırakalım kendimizi :) fortinbras 21 Haziran 2008 17:56"Sana bunlardan da kaçmanı öneriyorum fortin bak ben sana herşeyden arınmanı ama inkar etmemeni söylüyorum arada kalmamanı söylüyorum madem bu arada kalma olayı böyle devam ediyor o zaman diyorum ki ya iman edeceksin adam gibi ya da herşeyden arınıp ne olduğunu göreceksin ama zannetmiyorum sen varlığa o kadar aşık değilsin zannediyorum sen öyle takılmak istiyorsun... bu konuya bir açıklık getirelim. insan çok güçlüdür. kendi karşıtlıkları içinde bilimsel bir gelişimi vardır ve bu her seferinde yeni anlamlar kazanır. değişim vardır. teist açıdan bakarsak; sabit düşünce dizilimi vardır. hep sarıdır ya da hep ıslak... bu sabitin üzerinde yükselemezsin. iki boyutludur. niçe de derki; sürekli uzarız, sürekli değişiriz ama bu sonsuz değişim aynı zamanda bir sabitliği getirir. yani iki karşıt düşünce de aslında birbirinin ispatı ya da tamamlayıcısıdır. fortinbras 21 Haziran 2008 18:19inkarcı yaptın arada beni :) sen şimdi anlayamadığın şeye iman et diyorsun. senin anladığın şeyin doğru olup olmadığını bir kenara bırakarak soruyorum; senin anlam verdiğin inanç sana nasıl bir aşk veriyor? böyle her zaman doruklarda duran bir patlama noktasında mısın? dünyevi zevklerden arınmışsında yine kendini saf bir mutluluk içinde mi hissediyorsun? vaad edilen nedir sana? fortinbras 21 Haziran 2008 18:20sıcaklar dolayısıyla biraz geç geldi cevaplar malum evrim adamıyız ortam adapte olmaya uygun değilse evrilmeyiz :) üslubundan şikayetçi değilim. böylesi daha makul. fortinbras 21 Haziran 2008 18:27aphex twin - drukqs "niçe de derki; sürekli uzarız, sürekli değişiriz ama bu sonsuz değişim aynı zamanda bir sabitliği getirir." Bak burda demek istediği istediğinizi yapın değil fortin irade konusunda dediğimde bu Şimdi gelelim peki yaşarken asıl kıstas nedire? jonasclean 26 Haziran 2008 17:53Bu konuda tartışma bitmez beyler:) bence en iyiisi akışına bırakmak,zaten islam dini(tabı sırf bu dın degıl diger dinler içinde gecerli) arastırarak ve mantıkla bulunabilecek bir yoldur.ve bir müslüman olarakta sunu söylemek istiyorum edindigim bilgiler ısıgında DİNİMİZDE KESİNLİKLE ZORLAMA YOKTUR ve diledimiz secımı yapabılırız çünkü Allah bizi özgür kılmıstır ve irade,akıl vermıstır gerisi bize kalmıs birşey.teşkrler güzel bi konu olmus;) sunnyy 02 Temmuz 2008 10:31söylediğin parçayı bir oturuşta 25 kere dinlemişimdir. güzeldi. trainspotting de renton isimli karakter eroinden aldığı zevki anlatırken şöyle bir cevap veriyordu; "yaşadığınız en büyük orgazmı binle çarpın yinede yanından bile geçemezsiniz." niçe kendi zamanında hristiyanlığa çok kusmuştur ama bu bahsettiğimiz nokta daha çok bilime ışık tutmak için ortaya atmış olduğu yan bir fikirdir. değişime destek veren materyalizme farklı bir bakış açısı yaratmak için kullanılması daha uygun. bu konuda daha detaylı bilgi için şunu dinleyebilirsin; sen durumu kendi tarafından sorgulamaya gitmediğin için sürekli ateistleri ya da bir takım bilim insanlarını hedef alıyorsun. bırak onlar ne derse desin! sen senin bildiğin doğruyu sindir, gerekli koşulları da yaratabiliyorsan alt et. doğruyu alt et derken üstüne çık demek istiyorum. "bunu dememeliler", "bu çok yanlış" gibi bir üslub seni gerçeği öğrenmekten uzaklaştırabilir. biliyorsun bu zamanda hermeneutik bir açı yakalamak gerekir. olandan gerçek anlamı çıkarmak çok detaylı bilgi gerektirir ki, matbaayı ikiyüz sene geç almış bir uygarlıkta bu pek kolay bir durum değil. dün akşam biri, televizyon seyretmeyi kitap okumaya bile tercih ediyordu. sadece rusya'daki kitap oranı türkiye'dekinden 700 kat fazla diye biliyorum. bilgi yok ve var olan bilgiyi de öğrenmek istemiyoruz. bu gibi şeyleri de yok sayıp maneviyata kucak açmak ne dine doğru kapı açabilir ne de bilime... şu iradenin esnek olma aşamasına gelelim; irademiz gayet esnek. seçim yapma hakkımız diğer insanların da özgürlük sınırlarının dışına çıkılmayacaksa normaldir. tabi diğer insanlar bir amaç için bir araya gelip özgürlük kalkanlarını çok çok geniş bir alana yayabiliyorlar ki, bu alan artık kütlesel alanı aşarak zamansal alanı da harap edebiliyor. yani geçmişte başa gelen bir olay bugünü çok derinden etkileyebiliyor. bizden önce yapılan her şey bir kazığın en sivrilmiş ucuna limitsel bir yaklaşımdan başka bir şey değil. artık bunun iyice sonuna geldik. sıfıra minimum şekilde yaklaştığımızda bir başka devir başlayacak. neyse konuyu dağıtmadan, kısaca bir adada yalnız başımıza yaşadığımız zaman ve geçmişle ilgili dinsel ya da kültürel bilgilerimiz olmadığını da katarsak, işte o adada irademiz neredeyse yeterlidir. ama bu sosyalliğin tavan yaptığı bir toplumda irademiz toplumların özgürlük kalkanı içinde yok olup gidiyor. zaten bu kadar kargaşanın temelindeki nedenlerden biri de bu. sen bu iradenin esnekliği hadisesini ister kuran ı kerim den ister risale i nur dan, ister mesnevi'den, ister tevrat'tan açıkla yaşanan irade seçimi buna asla uymaz. kanaatim o dur ki; bunu aşmanın yolu toplum halinde, örgütlenmiş halde hareket eden her oluşum arasında bu yaşanır. o yüzden toplumsal ya da örgütsel kararlar alınmamalı ve yasaklanmalıdır. her şey bireylerin bileceği, kontrol edebileceği şekilde şekillenmeli. örnek vereyim; bir insan vücudu tek bir insan vücudu olarak hareket etmesini, her bir hücresindeki dnasına borçludur. bu dna bireysel insan örneğine uyar. tabi buradan o dnanın evrim süreci ya da akıllı tasarımıyla ilgili alana girmemekte fayda görüyorum ) arayıp bulmak herhangi bir şeyi bulmak adına olmamalıdır. buna istek duymalısın. dünya üzerinde buna istek duymayan milyonalarca insan var. orada blogunda gördüm, ateist bilima damının yazdığını. ben onun gibi düşünmüyorum. bu insanın zor zamanlar yarattığını ya da zor olanı hayal ettiği zamanalrda nasıl isteklerde bulunduğunu daha uygun bir konuda yazıya dökerim. [ki öyle düşünen bir bilim insanı varsa kanıt da göstermen gerekir. ben ilk defa senden okuyorum.] Hz. Muhammed büyük bir atılım yaparak putperestlere karşı çıktığını ve büyük kitleleri etkilediği olayı bana biraz eksik anlatıyormuş gibi geliyor. o zaman tek tanrı inancı vardı. hanifler varmış kendin diyorsun. hz ibrahim den beri varlar yani. bunlar arabistan da da çokca varlar. sabiler de var yahudiler, hristiyanlar da var. yani olmayan şeyden yeni bir şey yapmak yok. halk kendi içinde hem politeizmi hem monoteizmi sindirmiş ve biliyor. öyle ki, tek tanrı inancının tanrısı yani Allah putperestlerin de kullandığı putlardan biri ama bu putperestler kendi asıl putlarından daha üstün görmedikleri için onlara müşrik deniyor. hani şirk koşuyorlar Allah'a. olay buradan geliyor. hatırlarsın bir ara hz ibrahim'in hintli bir brahmin misyoneri olduğundan da bahsetmiştik. çok sağlam kaynaklar var bu konuda. sana bu konuda bir belgesel de işittiklerimi anlatayım. ya da anlatmayı boş vereyim, hristiyanlığın kökenlerindeki mısır, hint ve destanlardan kalma bağlantıları kendi gözlerinle gör. Müseylime, daha doğrusu "Müslim", bir başka adıyla "Rahman", Yemame'nin Hanifeoğulları kabilesindendi. Ilgiç üç ad: "Müslim", "Hanife", "Rahman".Bu adlar, hele ilk ikisi bir araya gelince daha da ilginçlik kazanıyor: Kur'an'da islam inanırlarının, "müslim"lerin "ad babası" olarak tanıtılan Ibrahim (bkz.Hacc,ayet:78) için hem "Hanif" hem de "Müslim" denir. (Bkz.Bakara:135; Ali Imran:67,95; Nisa:125; En'am:161; Nahl:120,123.) "Peygamber" olarak yer alan Ibrahim, kısa anlamı ile "yıldız tapımı" demek olan Sabiilik Dini'nin "peygamberi"ydi. Islam kaynaklarından yaptığım incelemelerden vardığım sonuç bu. Muhammed de ilk ortaya çıktığında Sabii olarak niteleniyordu. (Bkz.Buhari,e's-Sahih,Kitabu't Teyemmüm,/6,c.1,s.89) Sabii'liğin dili Süryanca'ydı. "Allah", "Kur'an", "Furkan", "kitab", "melek" ve daha bir çok sözcük gibi "Islm", "müslim", "hanif", ve "Rahman" da bu dilden geliyordu. (Bkz.Aziz Günel,Türk Süryaniler Tarihi,Diyarbakır,1970,s.46-48;Suyuti el Itkan,1/180-184;Doğubilimci Arthur Jeffery,The Foreign Vocabulary of the Quran,Kahire,1938,s.12 ve ötk.) Yine benim incelemelerimden vardığım sonuca göre: Yıldız tapımı, "Sabiilik" adı altında, Yahudilik ve Hristiyanlık dinlerine de kaynaklık eden bir din olarak kurumlaşırken, özellikle Ortadoğu'da "Müslimler"i ve "Hanifler"i içine alıyordu. Önce, "Müslimler" vardı, sonra "Hanifler" kolu meydana geldi. Ibrahim, bu kolun "peygamberi"ydi. Işte, "Yemame Rahmanı" diye ünlü "Müslim (Müseylime)" ve ondan çok şey öğrendiği anlaşılan Muhammed de bu kola bağlıydı. (Sabiilik konusunda geniş bilgi için, bkz. Eren Kutsuz-Turan Dursun, 'Saçak Dergisi', Subat 1988, sayı 49.) Yemame Rahmanı, Muhammed'in yararlandığı kaynaklardan yalnızca biri olabilir. gördüğün gibi anlattığın ve inandıklarının kökenlerinde pek tutarlılık olmayınca durum biraz sarpa sarıyor. ben o yoktur bu yoktur demiyorum. her şey var da olabilir yak da.. sen orada olanlar kesin vardır diyorsan gerekli açıklamalrı tam anlamıyla yapmalısın ki, ikna olalım. bana şiirsel bir anlatımla gelmen pek işe yaramaz. gerçi kuran da da şiire yaklaşanları pek sevmezler diye hatırlıyorum. düşünüyoruz ve arıyoruz. bulursak ne olur bilemem ama bu gidişle ikimiz de ortada kalırız gibi geliyor:) fortinbras 08 Temmuz 2008 01:18bak bazı yerlerde sana katılıyorum toplumsal fıkır olarak haraket edıldıgın de bırcok etkılenmeler oluyor ama önyargılı da olmamak gerek.zaten yasadıgımız bu cagda bilgi gerekiyo ve arastırmak.bilimselligin de tıkandıgı bazı yerler var ve acıklık kazanmıyo ve bundan ötesınde belkı sana duyular pek tatmın edıcı gelmeyebılır ama bi gücün varlıgını düşünüyo ınsan..Kur an ın bılımsel mucızeleri=http://www.kuranmucizeleri.com/bilimsel_mucizeler_index.html dilersen bı bak;) sunnyy 08 Temmuz 2008 22:49şimdi bak patates kafacım ahaha:) Benim müslüman olduğumu unut he Allah nerde diyorsan bu hikayede ya da din nerde diyorsan bilmem ki turhan dursun gavatına sor ilgili kitaplara filan bak:) jonasclean 09 Temmuz 2008 03:45Evrendeki yörüngeler sadece bazı gök cisimlerine ait değildir. Güneş Sistemimiz hatta diğer galaksiler, başka merkezler etrafında büyük bir hareketlilik gösterirler. Dünya ve onunla birlikte Güneş Sistemi her yıl, bir önceki yerinden 500 milyon km uzakta bulunur. Gök cisimlerinin yörüngelerinden en ufak bir sapmanın bile sistemi altüst edecek kadar önemli sonuçlar doğurabileceği hesaplanmıştır. Örneğin Dünya yörüngesinde, normalden fazla veya eksik 3 mm'lik bir sapmanın yol açabilecekleri, bir kaynakta şöyle tarif edilmektedir: Dünya, Güneş çevresinde dönerken öyle bir yörünge çizer ki, her 18 milde doğru bir çizgiden ancak 2,8 mm ayrılır. Dünya'nın çizdiği bu yörünge kıl payı şaşmaz; çünkü yörüngeden 3 mm'lik bir sapma bile büyük felaketler doğururdu: Sapma 2,8 yerine 2,5 mm olsaydı, yörünge çok geniş olurdu ve hepimiz donardık; sapma 3,1 mm olsaydı, hepimiz kavrularak ölürdük.18 Gök cisimlerinin bir başka özelliği de, yörüngelerinin dışında bir de kendi etraflarında dönmeleridir. Kuran'da "Dönüşlü olan göğe andolsun." (Tarık Suresi, 11) ayeti ise tam da bu gerçeğe işaret eder. Elbette, Kuran'ın indirildiği dönemde insanlık, günümüzdeki gibi uzayı milyonlarca kilometre uzaklara dek gözlemleyecek teleskoplara, gelişmiş gözlem teknolojilerine, modern fizik ve astronomi bilgilerine sahip değildi. Dolayısıyla uzayın, ayette bildirildiği gibi, "özen içinde yollar ve yörüngelerle donatılmış" (Zariyat Suresi, 7) olduğunu, o dönemde bilimsel olarak tespit edebilmek imkansızdı. Ancak o çağda indirilmiş olan Kuran-ı Kerim'de bugune ve gelecege seslenen hersey apacık delıl...bize herşey haber verılmıs Herşey ince bir sınırda! Sana daha bi sürü örnek mucize gösterebilirim.herşey evrende apacık ortada.ama sorun inanmak oldugunda bunu ben saglayamam.eger ben birşey hakkında ınanmak istemiyorsam bir sürü zorluk ve soru cıkarabılırım.ama dıkkat edersen herşeyin mantıklı bir acıklaması var herşeyin nedeni var hiçbirsey rastgele ben şöle olayım yada sunu yapayım dıye varolamaz.sana vucudumuzda varolusları gosterıyorum cunku en cok yakından tanıyabılmeye ıhtıyac duydugumuz yer.en once kendını tanımakla baslıcaz:D Gözümüzün üzerinde neden kaş var alnımızdan akan ter gözumuze gırmesın diye yada dokunma hıssı sınırlerımzle ilgili örnek:igne batırılan bı parmagı dusun.Digerlerine de gıden sinir yolları var.ama geri dönen ileti bütün yollardan sadece igne batırılan yerı secıyor ve oraya gıdıyor yanı sımdı o ıletı yolunu nasıl buluyor.. Yada gözümüz neden vücdumuzun altında degıl mesela gobegın ustunde yada burnunun altında? etrafımızı ıyı gorebılmek ıcı n en uygun yer orası cunku.Super dusunulmus bırsey. yada yada yada ..... Hiçbişey sordugun sorular kadar basıt degıl yanı o kadar cok sey dönüyorkı etrafımızda bunları sorgulamayanlar cok sey kacırıyor. Ayrıca inanmadan yasadıgını dusunelim nasıl bır hayat ?yanı bı eksıklık yokmu herşey amacsız mı ölesıne geldık gıdıyoruz yasamımızı kesfetmeden habersız ucacakmıyız dunyadan? hem neden ölüm varkı ?niye sureklı burda dıılız:) Hayatının anlamı ne pekı? daha bır suru ayrıntı varda var...bence sen en ıyısı kanıt sormak yerıne bu konuyu herşeyıyle düşün.Sonucta Allah akıl ve ırade vermıs yanı goruyosunkı insanı hür bırakmıs yoksa bızı bu dunyaya bırakmasının bir anlamı olmazdı.onu arastırıp bulmak Bu konuda daha fazla konusmak ıstemıyorum cunku sonu gelmez diyorum.Eger iki keçi karsı karsıya gelirde birbirini anlamaz ve ıkısınden biri bırbırıne yol vermez ise aynı yerde saymaya devam ederler:)(((Aman yanlıs anlma kecı demıyom=)))) sunnyy 09 Temmuz 2008 09:38fortin sunnynin yazdıkları ışında evrimle ilgili de şöyle bir düşünce geliyor insanın aklına diyelim ki evrime göre gelişti bu incelikler. Peki doğal olmayan bir seçilim olan kadın erkeğe nasıl bir cevap var? Yani bu ikisi aynı evrime muhattapken nasıl oluyor da ikisi farklı. Ya da değil? Çok açık bir seçim var? Allahı inkar etmediğini düşünmenin iyi niyetiyle eğer sen Allahın dinleri göndermediğini düşünüyorsan ve dinleri inkar ediyorsan nasıl oluyor da Allah benim doğal seçilimimi din üzerinden yapıyor? Ben söyleyeyim çünkü ben Allahı inkar etmediğim için yani hiç bir şeyine isyan etmediğim için doğal seçilimimi doğal olarak yapıyor ve böyle evriliyorum.Ama bilmediğim halde eğer inkar etseydim dinleri (dedikodulara inansaydım) bu doğal bir seçilim olmaz devamlı olarak doğaya karşı bulunurdum.(Allahın yarattığı doğaya) Allahın yaratmadığı bir doğa olur mu? Olur. Şöyle ki. Sen eğer aka kara dersen bi süre sonra beynin akı kara görmeye evrilir. Ama ak ve kara olduğu yerde durur. Tıpkı uyarıcıların her zaman duracağı gibi. Uyarılmak istemeyenlerin duracağı gibi. Allah neden böyle yaratıyor denilirse bu "böyle" denilen şeyi tümüyle bilebilmek gerekir. Bunu asla bilemeyiz. Bunu anlatan sadece dinler vardır başka da hiç bir şey yoktur şu hayatta. Tesadüfe bak ki sadece dinler var bunu anlatan ve o dinler Allahı inkar etmiyorlar herşeye rağmen. Ama diğer bütün cahil zırvıntılar da Allahı hatta hayatı inkar etmek çok rahat görülüyor. Ama hiç öle rahat değil ve kolay değil bu işler. Yol uzun hatta sonu yok. Onun için ya inkar edersin seçilimine bakarak ya da kabul edersin Allahın bilinemez her işini. Allahın bildiridği kadarıyla tabi ki. Onları da sadece dinler anlatmıştır. Dinler olmadan Allahı da tanıyamazsın. Yani yaratıcıyı. Herşeyin yaratıcısını. Dolayısyla herşeyin içinde olduğu hayatı ve kendini. jonasclean 09 Temmuz 2008 14:03o filmle ilgili de merak etme indiriyorum şimdi ama yorumlardan okuyorum yine aynı senin gibi dedikodulara bakarak güya dini dolayısıyla Allahın inkar edilebileceğini düşünen cahiller arasında etkili olabilecek bir film.. E zaten her boku insanların uydurduunu düşünen bir beyin(yani başka bir irade kabul etmeyen nasıl oluyorsa) daha başka türlü de düşünemez o bir gerçek onun için yine tatmin edici bi açıklama olmuıycak yine aynı şeyleri söyleyeceğim. jonasclean 09 Temmuz 2008 22:22Ayrıca hani mesnevi filan dedinya deminki konuşmaların içinde. Sana çok açık bir şey söyleyeyim Mevlana deyip senin bu hayatta bilebileceğin diğer şeylerle karşılaştırdıın insan (ve diğer islam büyükleri) 40 gün (geneldedir daha uzunlarınıda biliyorum ben) halvette kalmışlardır.. Bi hayal et bakalım 40 gün dünyadan uzak karanlık bir odada hapishane gibi alttan yemeğini veriyolar ve abdestlik su:) Bi düşün fortin bakıyım şu halveti. Yiyo mu? Var mı fortincim bi fikrin bu konuyla ilgili? Eşrefoğlu rumi vardır 3 ayı bulmuştur halveti. En son öldüğü düşünüldüğünde çıkarmıştır şeyhi onu ordan. Bak bu kuru bilgi değil hayatın gerçeği böyle bilinir. Tavsiye atmiyorum sadece bunu da bi bilgi olarak kafanda tutmanı istiyorum bi düşün bakalım.. Neler bulacaksın böyle bir şeyden. Ve bi etrafında bak kaç tane böyle insan var. Bir düşün 3 aydan sonra dışarıya çıkan bi insan nasıl olur. İçerde neler yaşar. Dışarı çıkınca ne olur. Bu adamın bilgisiyle diğer dangaloz dedikoducuların bilgisi bir olur mu? Neden bir olmaz? Öyle isa yoktu o yoktu bu düzmeceydi değil dötü sıkan dedikodu yapacağına buyursun burdan yaksın nasıl olur ? Benden dedikoduların dedikodu olmadıına dair delil istemen çok komik bir durum fortin bi bilsen.. jonasclean 09 Temmuz 2008 22:35hadi bismillah başladım fortin izlemeye şimdi izleyip durdurup yazıyorum 1- Bu kallavi sesli otoriter arakdaş girişte diyor ki bize gökyüzünde bulutların arasında yaşayan görünmez bir adamın yaşadığı ve bizi her an gözlediğine inandırıldı! birincisi islamdan bahsetmediği zaten de bu kafasızlıkla bahsedemeyeceği açık olduğu için oraya girmeyeceğim Ah ah yazık yahu.. devam ediyorum şimdi izledikçe jonasclean 10 Temmuz 2008 00:392.aşamada daha mülayim bir angut arkadaş bütün sonraki dinlerin kitaplarının ve peygamberlerin tümünün gerçek olmadığını çünkü eski çok eski mısırdada aynı hikayelerin olduğunu anlatıyor uzun uzun. Yani bu dini şahsiyetler gerçekte yoktuda hani sarı çizmeli mehmet ağa misali anlatılageldi. Nası yoktu anlamadım? O dönemde yaşamış tarihçilerin sadece 4ünün ondan bahsediyo gibi görünmesi ve onun hakkında anlatılanların eski hikayelerde de bulunması o karakterde ve hayat hikayesinde bi insanın yaşamadığının mı kanıtı oluyor? Ya da daha öncede bir büyük tufandan bahsediyor olması daha sonra bu tufanın olmadığının mı kanıtı diyorsun? Neden sen kendi memleketinde çok büyük tufanlar görmedin mi? biz gördük ve dinazorları yokeden bir göktaşı felaketinden daha inandırıcıydı valla baya seyrettik. Aaa acaba o göktaşıda mı uydurma yoksa? Ama tabi onun kanıtı var. Diğerlerinin kanıtı bulununca konuşsak bu konuları da yormasan bizi ha mülayim arkadaş o zaman görüşsek. Zaten belgeseledeki sessiz halinle konferanstaki goygoycu tavırların arasındaki fark sinirimi bozdu daha çok tepemi attırmasan cahil cahil konuşup hı? Sonuçta diyorsun ki elimizde yeterli kanıt yok ve benzer çok hikaye de anlatılıyor bu da üzerine bal kaymak oldu en iyisi bilimsel duruşumuzdan vaz geçelim diyorsun benim asabımı bozma ne biçim bilimselsin lan sen davul ahahah? Kanıt diyorsun madem kanıt yok nasıl oluyor da tüm peygamberlerin var olmadığını iddia edebiliyorsun sus otur işte hani bilimselliğin senin lan? He sen bilimsel olmayacaksın da ben mi bilimsel konuşmadığım için cahil olucam? Senin hakettiğin budur koç cehennemin budur! Dini metinler eski astro-mitolojik şeylere benziyor diye dinlerin onlardan devşirme olduğunu iddia ediyorsun bi de üstüne diyorsun ki peygamberler aslında yoktu. E peki bu kitaplar kmin tarafından basıldı yavru kuş?-----O ilk çıkışını diyorum o ilk yayılışını diyorum bunu yayan kimdi?----- yani bizim mahallede birden bi kittap gökten indi de biri dedi ki isa die biri geldi dün onu buraya mı bıraktı dedi? ------Bu kitaplar halk tarafından uydurulduysa ve peygamberler yoksa bunun çıkışı nasıl oldu annatsana bi evladım. -----Hem halktan çıktı da o dönemde isa diye biri yoktu da---- (hani yokmuşya tarihçilere göre o dönemde) ---------o kitabın içinde bulunan o kitabın yayıcısı peygamber----- ortada olmadığı halde--------- halk bu nasıl iştir diye sormadı mı? ---------Ha hayat yoksunu dangalozlar?Sizin bu haliniz nedir biliyor musunuz. Daha önce ben burda anlatmıştım. Müzikte notalar var bilirsin ve o notaların uyumlu olduğu akor denilen dizilişler. Sen o akorların aynısını notalardan bulursan hatta daha da açayım sen o daha önceki melodilerin aynısını çaldığın enstrumanda bulursan bu ne senin hırsız olduğunu gösterir ne de öyle bir melodinin daha önce var olmadığını! Yani sen bir angutsun onu diyorum anlamazsın. Angutsun ama ondan önce inkarcısın yani inkarcı olduğun için angutsun yoksa insanın kendisi akıllıdır yeter ki bişilere takmamış olsun cahil olmasın kafası çalışsın.İşte Allah böyle rezil eder aklını kullanmayanı. İsa yoktu diyor adam ya maymun akıllı. Örnedği maymun olanın hali ne olur? Örneği peygamber olanın hali ne olur? Bu ikisinin farkını ancak akıllı olan anlar. O akıllı olan da dedikoduyla değil bilgiyle değil direk görür zamanı tümüyle.Hemd e aklıyla.Merak etme peygamber yok bu çağda senin kafanı kesecek hahah Neyse devam ediyim ben izlemeye bakalım daha neler çıkacak. Yine o konferanstaki haline dönersen izlemiycem haberin olsun seni üç kağıtçı din düşmanı ahaha:) jonasclean 10 Temmuz 2008 01:54bak bak bi de kaba olmak istemiyoruz ama gerçekçi olmak istiyoruz diyo ahahahah lan Allah sana gerçekçi olsa aklını kaybedersin haberin var mı senin not : bu yazdıklarıma fortine yazmıyorum şu an söylediği bi belgeseli izleyip yorumluoyrum o belgeseledeki dangalozla konuşuyorum ahahah:) jonasclean 10 Temmuz 2008 02:04neyse devamında kendi aptal sapkın hükümetlerinin halklarına yaptıkları zulümlerden bahsediyolar orası kendi sorunları bizi ilgilendirmez böle başa böle şapka derim geçerim. Siz bi önce haddinizi bilin sonra başınızdakileri sorgularsınız. Allahtan başka bir irade gören bir halkda zaten elbette ki bunları çekecektir. Hamdolsun Allaha ki bizi korudu ve bırakmadı bizde ne kadar angutsak da onu bırakmadık hamdolsun Allaha ve Allah yardım etsin bu aptalların içinde bulunduğu saf halka inşaallah. Allah kimseye zulmetmez onlar kendi kendilerine zulmediyorlar jonasclean 10 Temmuz 2008 02:14Bizim zavallı inkarcı kardeşlerde her yerde reklamını yapıyorlarya şu akıl yoksunu şeyin üzülüyorum valla ya hu Allah affetsin. Şükretsinler bu topraktalar ve var birileri hakikatleri gözsüz gören şunu tekrar belirteyim de aklınızı görün tövbe edin bunu bu kadar övdüğünüz için ((((((((Dini metinler eski astro-mitolojik şeylere benziyor diye dinlerin onlardan devşirme olduğunu iddia ediyorsun bi de üstüne diyorsun ki peygamberler aslında yoktu. E peki bu kitaplar kmin tarafından basıldı yavru kuş?-----O ilk çıkışını diyorum o ilk yayılışını diyorum bunu yayan kimdi?----- yani bizim mahallede birden bi kittap gökten indi de biri dedi ki isa die biri geldi dün onu buraya mı bıraktı dedi? ------Bu kitaplar halk tarafından uydurulduysa ve peygamberler yoksa bunun çıkışı nasıl oldu annatsana bi evladım. -----Hem halktan çıktı da o dönemde isa diye biri yoktu da---- (hani yokmuşya tarihçilere göre o dönemde) ---------o kitabın içinde bulunan o kitabın yayıcısı peygamber----- ortada olmadığı halde--------- halk bu nasıl iştir diye sormadı mı? ---------)))))))))) jonasclean 10 Temmuz 2008 02:25benden sonra biraz uzun yazmışsınız. gelişigüzel bir şeyler yazmak istemem. sabır en büyük erdemlerden biridir. fortinbras 10 Temmuz 2008 15:40bence sen en ıyısı jonasclean a cevap yaz:D baya bı kelıme yagdırmıs sana...:D:D sunnyy 10 Temmuz 2008 15:56Evet biraz yığılma oldu ama lazımdı fortin şu zeitgeist olayını bi kalemde geçelim yalnız çünkü bu kadar adice bir dini suçlama görmedim bunların işte böyle aklı erdemi bırakarak yaptıkları din düşmanlığından kaynaklanıyor bütün düşmanlıklar..Ve bu belgesel onların memleketinin sapkın sisteminin bir parçasıda olmuş aynı zamanda öyle düşünüyorum.. çünkü bu kadar mantıksız bir iddianın aklı bir an devre dışı bırakıp insanı şüpheye düşürmekten başka bir amacı olamaz... Aynı turhan dursunun kendi kişisel kindarlığı yüzünden sinsice çalışması gibi..Yani amaç birşeyin gerçeğini araştırmak aslını bulmak buldurmak değil ya da buldurmaksa yolları aklı devre dışı bıraktığı için insanlığa aykırıdır erdemlilik değildir sadece bir sahtekarlıktır köylü kurnazlığıdır... jonasclean 10 Temmuz 2008 16:13Allah yerlere ve göklere isteyerek veya istemeyerek geliniz buyurdu.Onlar isteyerek geldik dediler. jonasclean 14 Temmuz 2008 17:53http://fortinbras.sosyomat.com/blog/1286745#yorum-1722485 tarihte milyonlarca olay var. milyonlarca yazılı belge bulabilirsin. o kadar çok ki, yüzbinlerce arkeolog, dil bilimci vb...vb.. bilim insanı hala bunları araştırıp çözmeye çalışıyor. şimdi senin verdiğin linke geliyorum. bu linkte bazı ayetlerin kuran'daki mucizelerden haber verdiğini yazıyor. bundan 1500 yıl önce nasıl bulmuşlar nasıl etmişler? gibisinden... (ki eminim çoğu kuran'dan önce bulunmuştu) bana sorsalar" kardeşim bulanın dinine mi inanırsın yoksa ileride böyle bir şey bulunacağını iddia edenin mi? deseler. (ki bir din seçmek durumunda kalsam) o şeyi icad edeni seçerdim. gerçek mucize zaten onu ilk icad edendedir. oradaki mucize olduğu iddia edilenlerin çoğuna baktım. çoğu çok esnekleştirilmiş ya da mucize kavramının özüyle alakası olmayan iddialar. mesela, petrolün oluşumu olarak iddia edilen ayette; "Rabbinin yüce ismini tesbih et, ki O, yarattı, 'bir düzen içinde biçim verdi', takdir etti, böylece yol gösterdi, 'yemyeşil-otlağı' çıkardı. Ardından onu kuru, kara bir duruma soktu. (A'la Suresi, 1-5)" deniliyor. ilk bakışta doğru görünüyor. hatta önceki ayetlerle de ilişkilendirilmiş. petrolün bütün özelliklerinden bahsedebilirdi. koyu yeşil derdi, orta doğu da çok vardır, bizim ülkemizde çok çıkacak diyebilirdi. ama genel tanım içinde bir nokta yanlış olursa olmaz. petrol kuru değildir.[Yer yağı ya da petrol, hidrokarbonlar oluşmuş, sudan yoğun kıvamda, koyu renkli, arıtılmamış, kendisine özgü kokusu olan, yeraltından çıkarılmış doğal yanıcı mineral yağdır.] akışkandır ve hareket eder. hadi onu da geçtim buraya kadar da doğru olsun, petrolün kullanım alanı milattan önceki yıllara kadar gider. araba, uçak gibi motorlu araçlardan sonra önem kazanması petrolün varlığının bilinmesini değiştirmez. mesela başka bir yerde "Biz insana anne ve babasını (onlara iyilikle davranmayı) tavsiye ettik. Annesi onu, zorluk üstüne zorlukla (karnında) taşımıştır. Onun (sütten) ayrılması, iki yıl içindedir. "Hem Bana, hem anne ve babana şükret, dönüş yalnız Banadır." (Lokman Suresi, 14)" burada bebeğin anne sütünü iki yıl içinde emzirmesi mucizeymiş. yani şimdi ben gitsem anneme sorsam"anne beni ne akdar emzirdin?" diye. oğlum yaklaşık bir yıl sekiz ay. ya da bir başka anne bir buçuk yıl. bir başkası bir yıl dokuz ay. der. ben böyle on tane anneye sorsam kısa zamanda bir fikre varırım. ki bunları kaleme alan da sonuçta bir millet ve insnalar. kendilerince yaşamları var ve bebeği emzirme süreleri de aynı. benim on kişiye sorarak varacağım kanıyı on |